sıçrayarak

sıçrayarak
jumping (prep.)

Turkish-English dictionary. 2013.

Look at other dictionaries:

  • beliñlemek — sıçrayarak ürkmek, III, 409 …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini

  • RAKS — Sıçrayarak oynamak, dansetmek …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • sekmek — nsz, er 1) Tek veya iki ayak üzerinde sıçramak Evden yola, yoldan eve varabilmek için evvelce yerleştirilmiş iri kayalar üzerinde sekmek gerekirdi. H. Taner 2) Tek veya iki ayak üzerinde sıçrayarak ilerlemek 3) Atılan bir nesne bir yere… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • sıçramak — e 1) Ayaklarla, birdenbire ve kuvvetle yeri teperek hızla yukarıya veya ileriye atılmak Çocuk taştan taşa sıçrayarak gitti. 2) nsz Bir uyarı veya heyecan sebebiyle ürkerek birdenbire olduğu yerde doğrulur gibi sarsılmak Uyumuş olacak ki yataktan… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • atlamak — den 1) Bir engeli sıçrayarak veya fırlayarak aşmak Duvardan atlamak. Hendekten atlamak. 2) den, e Yüksek bir yerden alçak bir yere, ayaküstü gelecek biçimde kendini bırakmak Çukura atlamak. 3) e Binmek Atlasam bir vapura, şehre insem diyorum. S.… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • karga yürüyüşü — is., sp. Çömelmiş durumda, çift ayakla sıçrayarak yapılan yürüyüş …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kurbağa — is., hay. b. Kurbağalardan, yumurta ile üreyen, yavruları gelişimlerini durgun sularda tamamladıktan sonra kuyruğu ve solungacı körelerek karada yaşayabilen, sıçrayarak yürüyen ve suda iyi yüzen küçük hayvan Birleşik Sözler kurbağa adam kurbağa… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • peşrev — is., müz., Far. pīş rev 1) Klasik Türk müziğinde faslın giriş taksiminden sonra, şarkıdan önce çalınan parça Kahvenin radyosu, tam o sırada sultaniyegâh peşrevine başlamıştı. H. Taner 2) sp. Güreşe tutuşmadan önce pehlivanların ellerini birbirine …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • seğirtmek — nsz Çabuk adımlarla veya sıçrayarak yakın bir yere doğru yürümek İçeriye girip de kalem odasına doğru seğirttiği anda odacı sokaktan seslendi. E. E. Talu …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • sıçrayıcı — sf. Sıçrayarak ilerleyen …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • vole — is., sp., Fr. volée Havadan gelen topa, futbolda sıçrayarak ayağın üstüyle, teniste raket ile vurma Nefis bir vole Hacettepe kalecisinin ellerinde sönüyor. H. Taner …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”